Alacak Davası Nedir ve Nasıl Açılır?

Alacak, kişi/kişilerin bir iş, sözleşme, anlaşma vb. karşılığında elde ettiği hak sonucu henüz tarafına ulaşmayan mal veya para karşılığına denir. Alacak hakkı sahibine, bir şeyi verme, yapma veya yapmamaya zorlama yetkisi tanır. Bu hak kanun, sözleşme veya bir iş karşılığında ortaya çıkar. Alacak hakkı sahibi “alacaklı”; iş, sözleşme, alışveriş vb. sonucu alacak hakkı sahibine karşı edimi verme, yapma veya yapmama sorumluluğundaki kişi de “borçludur”.

Alacak, üçüncü şahıslara devredilebilir (istisnalar dışında) ancak söz konusu devrin yazılı şekilde yapılması gerekmektedir.

Alacak Davası

Alacaklı ve borçlu arasında “sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, vekaletsiz iş görme” kaynaklarının herhangi birinden kaynaklı bir borç ilişkisi doğabilir. Alacaklı söz konusu borç ilişkisi kaynağı dolayısı ile alacağını borçludan tahsil edemez ise bu borcu tahsil etme amacı ile alacak davası açabilir.

Alacak davası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun dava çeşitleri arasında düzenlenmiş bir eda davası türüdür. Miktarı belli veya belirsiz alacaklar için açılabilir. Açılacak dava görevli ve yetkili mahkemeye dikkat edilerek; alacak davasına ilişkin dava dilekçesi doldurulup, gereken harç ve evrak bedelleri yatırılarak açılır. Alacak belirli alacak içinse bedel; alacak belirsiz bir alacak içinse belirsiz alacak olduğu belirtilerek tahmini asgari bir bedel yazılır. Yazının ilerleyen kısımlarına daha detaylı olarak konuyu ele alacağım.

Belirli- Belirsiz Alacak Kavramları

Alacak davalarında “alacağın belirli veya belirlenebilir” olması kuralı vardır. Söz konusu alacakla ilgili belirsiz alacak davası ile ilgili 6100 Sayılı Kanun madde 107’de ;

 “1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

2)Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.

3)Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” düzenlemesi ile belirsiz alacak davasına yer verilmiştir.

 Yani alacak miktarı dava açılmadan önce tam ve kesin olarak belirlenememeli veya objektif olarak hesaplanabilmesi imkansız olmalıdır. Bu durumda da tahmini bir asgari tutar belirterek davayı açmalıdır. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.

Bunun yanı sıra alacakla ilgili tutar doğrudan belli de olabilir. Alacakla ilgili tutar dava açılmadan önce hesaplanıp, tespit edilebiliyorsa belirsiz alacak davası açılamaz. Bunun yerine tespit edilebilen miktar belirtilerek alacak davası açılma yoluna gidilebilir.

NOT: Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı, değeri tam ve kesin olarak belirlenebildiği taktirde belirsiz alacak davası açılamamasında kişilerin hukuki yararı gözetilmiştir. Aynı zamanda taraflar arasında eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmemesi de sağlanmaya çalışılmıştır.

Kısmi Alacak Davası

Daha önce de değindiğim gibi; alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür. Kanun kısmi dava açma yolunu kapatmamış ancak hukuki yarar bulunmadan bu davayı açma imkanını sınırlandırmıştır.

Kısmi dava; davacının dava açarken, söz konusu davaya ilişkinin taleplerinin bir kısmını dava konusu edip konunun diğer bölümüne ait talep ve haklarını saklı tutmak kaydı ile bu davaya konu etmemesi anlamına gelmektedir, ancak dava konusunun bölünebilir nitelikte olması gerekir. Yani alacağın tamamı için değil, bir bölümü için açılan davalardır. Bu durumda davacı kısmi dava ile saklı tuttuğu talep ve haklarını yeni bir dava açmadan, aynı davaya konu ederek ıslah yolu ile isteyebilecektir. Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu belirtmelidir.

Bu davalarda dava değeri açılan kısmi dava değerine göre değil, tam davanın değerine göre belirlenmektedir.

Zamanaşımı

Alacak davalarında zamanaşımı süresi kanunda (Türk Borçlar Kanunu) aksi bir hüküm belirtilmedikçe 10 yıldır. Bunun yanında TBK madde 147’deki hallerden biri mevcut ise zamanaşımı süresi 5 yıl olacaktır. Zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.

Unutmamak gerekir ki zamanaşımı bir hak düşürücü süre olmayıp, hakim tarafından re’sen dikkate alınmaz. Zamanaşımının hakim tarafından dikkate alınması için borçlu tarafından zamanaşımı defi’nin öne sürülmesi gerekir. Borçlu zamanaşımına uğramış borcu için zamanaşımı def’ini öne sürerek borcunu ödemekten kurtulabilir.

Alacak Davasında Mahkeme

Görevli Mahkeme :  Kural olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Aynı zamanda HMK madde 2’de de belirtildiği üzere “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.”

Ancak HMK madde4’te bahsi geçen haller bu duruma istisna oluşturmaktadır.

Yetkili Mahkeme :Genel yetki kuralları (sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi, davalı veya davacının yerleşim yeri mahkemesi vb. )bu dava türünde de geçerlidir.

NOT: Her iki tarafın da tacir veya kamu tüzel kişisi olduğu durumlarda taraflar, yetkili mahkemeyi belirleyecek yetki sözleşmesi yapabilir; ancak görevli mahkeme ile ilgili yapılacak olan sözleşme kesin hükümsüz nitelikte olacaktır.

LAMİA HIZ

Alacak Davası Nedir ve Nasıl Açılır?” te bir düşünce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir